Düğün ve nişan geleneğinin toplumsal yapıdaki yeri PDF Yazdır e-Posta
Alîxan tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 05 Aralık 2009 00:09

Kültür: İnsan toplumuna özgü bilgi, inanç ve davranışlar bütünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesneler.Toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır.

Kültür: İnsanoğlunun biyolojik olarak değil de sosyal olarak kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bütünü. Eşanlamlısı “ekin”. 1-2 Bu tanımlamadan her topluluğun kendine ait toplumsal değerlerinin olduğu ve bu değerler topluluğunun sosyo-ekonomik yapılanmanın içinde şekillendiği anlaşılmaktadır.

Her topluluğun kendisine özgü gelenekleri vardır.Bu gelenekler tarihi süreç içinde değişim ve dönüşüm ilişkisi olmasına rağmen belirli özelliklerini bir sonraki kuşağa aktarırlar. Bizim toplum olarak güçlü bir kültür yapımız vardır.Bunlardan biri de düğün ve evlenme geleneğimizdir.Birbirine bağlı olan bu iki olguyu biraz irdelemek istiyorum. Fakat bunu irdelerken tarihi sürecin bütünselliği itibari ile ele almak durumundayız.

Toplumsal yapımız iktisadi ve siyasi manada kapalı bir yapıya sahiptir.Kendine ait öngörüleri vardır.Her toplumda aile toplumsal bir kurumdur ve bunu oluşturmak için bir takım değerler ilişkisi mevcuttur. Fakat bunu irdelerken iktisadi yapının belirleyici özeliğini esas olmak durumundayız. Bu anlamda toplumsal değer ilişkisinde erkek egemen bir toplumun ürünü olduğumuz için belirleyici güç erkektir. Eş seçimi yapılırken erkekler kadınlara nazaran daha iyi bir konumdalar. Evlilik aşka ve sevgiye dayalı olmasına rağmen görücü usulü daha belirlin bir özellik taşır. Karşı cinse olan aşk teması genelıkle ikinci şahıslar aracılığı ile iletilir.

Çünkü burada ayıplama, utanma duygusu toplumsal yapının kendi özelikleri sonucu ortaya çıkar ve psikolojik çizgideki rolü çok önemlidir. Ayrıca bu aşk temasını pekiştirmek için çiftler tarafından sevgiye dayalı şarkılar dile getirilmekte, mendil verilerek sevgi ilişkisi sunulmaktadır. Akraba evlilikleri mevcut ekonomik değerler ve toprak elde etme İhtiyacı sonucu görülmektedir.

Evlilik olgusunu irdelersek; nişan birbirini seven veya aileler tarafından birbirine yakıştırılan çiftin bir araya gelmesi için atılan ilk adımdır. Aynı zamanda evlilik hazırlığı içerisine giren resmi olmayan birliktelik biçimidir.

Gelenek yapımızda ayrıca söz kesme vardır.Buda ayni şekilde çiftler için evliliğe atılan ilk adım olarak yorumlanabilir. Kız istemede iki taraf vardır.Bunların kendine uygun iç hukuk ilişkisi mevcuttur. Taraflardan biri erkek tarafıdır. Kız istemeye gidilirken belirli hazırlıklar yapılır. Bunlardan biri yerel dilde Momi (davetiye) dağıtılır.

Yazılım ilişkisi olmadığından dolayı elma ,şeker gibi ürünler verilerek davetiye işlemi gerçekleştirilir. Burada kendi iç hukuku gereği Momi (davetiye, elma ve şeker) toplumun kendi özeliklerine göre dağıtılır. Elit ve soy bağı olan kişilere elma verilir. Diğer aile fertleri ise şeker ile davet edilir.

Burada sosyo-ekonomik ve siyasi yapının kendine ait çelişkilerinin varlığı görülmektedir. Taraflar kendi aralarında belirli bir gün belirlemektedirler. Yerel dilde Xwendi (düğüne davet edilen kişi) Nişan töreni için hazırlanırlar. Ayrıca nişan töreni için yerel dilde Berbi (düğüne davet edilen bayan) genellikle aile içinden ya da yakın akraba arasından seçilen kişilerden oluşur.

Toplumsal yapımızın özelikleri itibari ile başlık alma ilişkisi mevcuttur. Toplumda kapalı sosyo-ekonomik üretim ilişkisi belirleyici olduğundan dolayı başlık parası bir ekonomik değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı zamanda bu özellik sonraki süreçlerde kapitalist üretim ilişkisinin gelişimi ile birlikte kırılmaya uğramıştır.

Fakat başlık parası modern toplum ilişkisinin ürünü değildir. Geri sosyo-ekonomik yapının kuralları içinde gelişmiştir. Burada para -meta ilişkisi varlığı görülmektedir. Para bir değişim aracıdır. Meta ise kulanım ve değişim değeri vardır. Burada önemli olan olguları toplumsal özellikleri itibarı ile irdelemektir.Sosyolojik değerler ilişkisinin kendine has özellikleri ile kendi içinde bir bütünsellik vardır. Bu anlamda olguları irdelerken kendi içinde ve çevresi ile olan çelişkili özeliklerini hesaba katmamız gerekir.

Başlık belirli bir para ve ziynet eşyası (altın) gibi değerler olarak belirlenir. İki taraf da kız ve oğlan babası olmak üzere iki kişi olarak oluşmaktadır. Bazı durumlarda ikinci şahıslar nezrinde vekil tayin edilmektedir. Bunun kendine özgü kuralları vardır. Örf ve adetlere uygun davranış biçimleri iç hukuku belirler. Dini motiflerin de ön plana çıktığı görülmektedir. Bir pazarlık ilişkisi vardır. Bu ilişkiler yumağı içinde gelişen davranışlar belirli bir noktada tıkanıklık da oluşturmaktadır.

Kız istemenin belirli kuralları vardır. Tayın edilen babalar arasında önce bir parasal değer belirlenir. Buna yerel dilde Qalınd (başlık parası) denilmektedir. Bir araya gelen toplulukta münazara yapılır. Burada kendi adabında espri dili kullanılır. Davet edilen bireyler de bu anlamda katkı sunarlar. Belirli bir zaman diliminden sonra taraflar bir anlaşmaya varırlar. Artık hısım akraba ilişkisi oluşmuştur ve birbirlerini tebrik ederler. Ayrıca Tanrının rızasını almak Alevi-Bektaşi inancı temelinde 12 İmamı zikreden dua ve beyitler okunur. Tanrının emri yerine getirilir. Buna bağlı olarak Tanrı aşkına şerbet içilir. Ayrıca bir tepsi havlu ile örtülerek üzerine üç bardak şerbet hazırlanır. Vekil veya baba olan ve ayrıca Tanrı emri kılan konumumda olan dini görevli kişilere ikram edilir.

Fakat burada önemli bir husus vardır: İkram edilen şerbet tepsi üstüne belirli bir miktarda para bırakılır. Tanrı rızası alma anlamımda bırakılan paranın iki veya uç katı başlık parası meblağsında indirime gidilir. Buna yerel dilde Text denilmektedir.

Düğün geleneğini irdelememiz gerekirse: Düğünün anlamı iki kişinin evliliklerini resmileştirmek için yakınları ve çevresi ile yaptıkları kutlamadır. Düğün çiftlerin birlikteliğini ve doğacak çocuklarının meşhur zeminde hukuksal boyut kazandırmaktır.

Düğün geleneği çok eski toplumlara dayanır. Yazı, devlet, imza kavramları yokken de vardı. Günümüzde bu gelenek devam etmektedir. Evlilik, eski toplumsal yapılardan faklı olarak modern toplumun yaşam biçiminde yeni yorumlanmış ve hukuksal bir boyut kazanmıştır. Evlilikte nikah olgusu vardır. Kapalı sosyo-ekonomik yapıya sahip olan toplumlarda ise inanç temeline dayalı imam nikahı vardır. Fakat halen modern toplumda inanç duygusuna dayalı nikah varlığını korumaktadır. Nikah en ilkel anlamı ile duyurmak ilan etmektir. Ayrıca geleneksel yapıda birden fazla eş ile evlilik ve Berdel (karşılıklı kişilerin evlilik için değişim) evliliği vardır.

Düğün geleneğimiz renkli ve çok çeşitlidir. Bu geleneklerden biri; Ruvi (düğün habercisi) erkek ailesi tarafından kızın ailesine gönderilir. Fakat Ruvi’nin (düğün habercisi ) atik ve uyanık olması gerekir. Geleneğe göre Ruvi için espri anlamında tuzak ve alay etme kurgusu uygulanır. Düğün evi yanlış tarif edilir. Hayvan ahırları gibi mekanlarda hapis edilir ve erkek tarafından Xelat (Hediye) karşılığı ile karşı tarafa verilmektedir. Burada çok yönlü espri kültürü mevcuttur. Ayni zamanda Erkek tarafına üstünlük sağlamak manasında bir mesajda sunulmaktadır.

Düğün geleneklerimizde bir bağlılık ilişkisi vardır. Bunlardan biride erkek tarafından yola koyulan düğün kervanı belirli bir güzergah dahilinde atlı olarak hareket eder. Fakat bu kervanda kendine uygun gelenek anlamında bir işleyiş vardır. Burada Kıla (Atlı kişiler; düğün evine müjde-haber verirler) kendi aralarında bir yarış düzenlerler. Ayrıca birinci gelen kişi için hazırlanan kırmızı renkli Şama (puşi) atın boyuna bağlanır. Ayni zamanda bu gelenek toplumun kendi içinde kişinin üstün olması anlamına gelmektedir.

Buna bağlı olarak Cirit oyunu geleneğimiz vardır. Cirit oyunu at üzerinde oynanmaktadır. Bu oyun kuralı iki gurup oluşturulur. Atlı kişiler ağaç dallarından hazırlanan ciritleri kendi gurubundan karşı guruba atmak için atını dört nala süratli bir şekilde sürer, ciridini atarak kendi gurubuna geri döner. Fakat bu oyunu yaparken attığı ciridin isabetli olmasına dikkat eder. Aynı şekilde öbür grup buna ciritle karşılık verir. Burada amaç cirit darbesini almamaktır. Bu oyun genellikle düğün törenlerinde oynanmaktadır.

Misafir geleneği her toplumsal yapıda vardır ve kökleri eskiye dayanmaktadır. Toplum olarak çok misafirperver yanımız vardır. Düğün töreni için gelem misafirler en iyi bir şekilde ağırlanmaktadır. Düğünde Müzik enstrümanı olarak davul ve zurna kullanılmaktadır.

Folklorik olarak çok çeşitli oyunlarımız vardır. Bu oyunların yerel dildeki adları; Yare, Çepkî ,Têzirme, Kîpkî, Qîlkî, Titirme?, Memyane, Yaşirme‘dir. Kendi içinde toplumun ruhsal ve sosyal yaşamının zenginliklerinin birer yansımasıdırlar.

Gelinin evden alınırken belirli gelenekleri ve kendine özgü kuralları vardır. Bunlardan biri de kemer bağlamaktır. Bu işlemi gerçekleştirmek için kardeşi veya aile bireylerinin biri görevlendirilmektedir. Ayrıca kapı tutma geleneğimiz de vardır. Bu kişiler Xelat (hediye) ile ödüllendirilirler. Gelin evden çıkarılmadan önce atı süslenir. Kırmızı sarı yeşil renklerden oluşan Şama (puşi) kullanılır. Bakır metalden yapılan kazan ters çevrilerek tahta kaşık oyuk tarafı kazana gelecek şekilde bırakılır. Gelin atına binerken bunu bir basamak gibi kullanmaktadır. Fakat tahta kaşığın kırılması gerekir. Bunun manası gelinin hamile kalması iyi ve sağlıklı çocuk doğurma inancı vardır. Bu ve benzeri başka gelenekler vardır.

Düğün kervanın geldiği güzergahı değiştirmesi gerekir. İkinci bir güzergah ile dağ araya konularak damat evine dönülmektedir. Buradaki temel inanç ise ilk doğan çocuğun erkek olması temennisi vardır. Düğün evinden damat evine getirilmek üzere kız tarafından hazırlanan yastık atın üzerine bırakılmaktadır. Buradaki geleneğe göre yastığı ilk alan kişi damata götürmek üzere hareket eder. Aynı zamanda yastığı alan kişi bir sorumluluk taşır. Aldığı yastığı bir başkasına kaptırmaması gerekir. Geleneğe göre yastığı götüren kişi damatan Xelat (hediye) alınmaktadır.

Düğün kervanı damadın evine geldiği zaman coşku ile karşılanır. Damat ile ilgili gelenekler vardır.Damat yakın bir komşu evinde ağırlanmaktadır. Damadın Mısayıbi (kan kardeşi) Şoşman (sağdıç) mutlu gününde gelenek itibari ile kendisine eşlik etmektedir. Fakat bunlar kendi ağızlarını bir mendil ile örterler. Bunun anlamı ise topluma karşı saygıyı ifade eder.

Gelinin atı damın önüne getirilir ve damat ile Mısayıb (kan kardeşi) birlikte yüksek bir yerden gelinin başına elma atmaktadırlar. Burada hoş geldin teması işlenir. İlk dokunuşu bir nesne ile yapılmaktadır. Damat tekrardan misafir kaldığı eve geri döner. Fakat çiftlerin buluşması davul ve zurna eşliğinde Halay çekilerek yapılır. Damat misafir kaldığı yerden alınarak gelinle buluşturulur.

Buluşma sahnesi evin bir bölümünde Perik (Bir bez ile ayrılan bölüm) de gerekleştirilir.Çiftler ellerini tokuşturarak yaşama ilk adımlarını atmaktadırlar. Ruh ve bedenin ilk adımı kanıksamak anlamında ifade etmek doğru bir yaklaşımdır. Buna bağlı olarak gelin başı kırmızı bir puşi ile örtülür ve kırk gün boyunca kalır. Aynı zamanda gelin kırk günlük bir zaman diliminde dışarı çıkmamaktadır. Burada esas olan saygının toplumun gelenek özelliklerinde ön plana çıkmaktadır.

Fakat modern toplum ilişkisinde toplulukların geleneksel özeliklerinde kırılmalar oluşmuştur. Bu çerçevede sermayenin global bir nitelik kazanması sonucu geliştirilen tek kültürlülük toplumsal yapılarda tasfiye rolü üslenmiştir. Buna bağlı olarak toplumun tüketim alışkanlığı ve sosyal yaşam ilişkisi yeni bir boyut kazanmaktadır.Bu değişim ilişkisi Toplulukların iradesi dışında gelişmektedir.

(Kaynaklar:  Cevizci, Ahmet, felsefe Sözlüğü, Paradigma Yayınları, İstanbul, 20021  Ana Britanica Ansiklopedisi, İstanbul, 2000)

 

ALİXAN

2 OCAK 2007, İSTANBUL

Son Güncelleme: Çarşamba, 09 Aralık 2009 14:12