SOSYO-EKONOMİK YAPI VE TOPLUMSAL DEĞERLER PDF Yazdır e-Posta
Alîxan tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 02 Ocak 2010 12:45

Toplumların yaşam biçimlerinde bazı temel değerler vardır ve bu değerler toplumsal gelişmişlik düzeyini belirler. Fakat temel değerler incelenirken iktisadi, siyasi ve kültürel boyutu esas alınmalıdır. Çünkü burada temel kural; her şey birbirine bağlıdır ve birinin gelişimi diğerinin varlığını belirler. Bu anlamda kültür ve sosyal yaşam biçimini belirleyen en önemli değer ekonomik gelişme düzeyidir.

Bunu kendi genelimize indirgediğimiz zaman çokta uzun bir tarihimiz yoktur (köy olarak). Yani bu tarihi süreçte iktisadi ,siyasi ve uygarlık anlamında yaratıcı yönümüzün varlığından bahsetmek doğru değildir. Ancak mevcut değerler ilişkisi ile yetinmişiz.

Sosyal ve kültürel yaşam biçimi geri ekonomik yapının kuralları ile belirli bir değerler ilişkisi oluşturmuş. Süreci belirleyen Feodal öğretim biçimi ve buna bağlı olarak sosyal kültürel ve siyasi şekillenme mevcut ekonomik yapı ile belirlenir.Ekonomi hayvancılık ve tarıma dayalı olarak kendine yeterlilik düzeydedir.

Pazar için üretim ilişkisi oluşmamıştır.Yani ticaret kültürü oluşma koşulundan mahrum kalınmıştır. Fakat ekonomik yapı kendi içinde doğası gereği çatışmalar da yaratmıştır. Toprağa bağımlılık esastır.Belirli dönemlerde hayvan ticareti anlamında tüccarlık ilişkisinin cılız da olsa varlığı görülür. Fakat bir tüccar sınıfının varlığı mevcut değildir.

Dokumacılık alanında kilim, halı, yastık vb. üretimi endüstriye uygun koşularda yapılmıyordu. Burada ihtiyaç karşılamaya yönelik bir üretim vardır.Pazar için üretim koşulları mevcut değildir. "Yaşam sanatı" kişinin bireysellik yetenekleriyle mi bağlantılıdır yoksa evrenin yaşanabilir kılınması diyalektik dengede başlangıç noktası mıdır'' .Bu temel ilişkiyi irdelersek sosyo-ekonomi yapılanmanın belirleyici bir özellik gösterdiği gerçeği yadsınamaz.

El sanatları bağlamında geliştirilen dokumacılık işlerini nesnel koşulların bütünselliği içinde ele almak durumundayız. Kapitalist üretim ilişkilerinin 1960 sonrası dönemde gelişimi görülür ve özellikle 1966 deprem sonrası daha da belirginleşir ve buna bağlı olarak eğitim alanında yeni bir dönem başlar. Kapitalist üretim ilişkisinin temel amacı kar etmektir. Pazar için üretim belirleyici özellik taşır. Burada burjuvazi egemen sınıf olarak üretim araçlarının mülkiyetine sahiptir ve diğer tarafta üretici güç olarak işçi sınıfının varlığı mevcuttur.İki sınıf arasındaki temel çelişki emek ve sermaye çelişkisidir.

Fakat toplumsal yaşamımızda kapitalist üretim biçiminin belirleyici özelliğinden bahsetmek sanırım doğru bir yaklaşım değildir. Her ne kadar feodal yapıda bir kırılma söz konusu olsa da kapitalizmim kendi iç dinamikleri ile gelişimi söz konusu değildir. Çünkü bölgemizde kapitalizmin gelişimi çarpık olarak görülür.

Mevcut siyasi yapı geri ekonomik ve siyasi yapıyı korur. Siyasal sistem bundan yararlanır ve varlık koşulu bunu gerektirir. Bölge halkı siyasi temsilden yoksundur. Burada belirli yapılar belirleyici oluyor. Bizim siyasi yaşamımızda CHP'nin önemli bir yeri vardır .Çünkü inanç kimliğimiz tarihi süreç içinde büyük kıyımlara maruz kalmıştır ve bu acıdan CHP'nin inanç kimliğimize yakın bir duruşu vardır. Ayni zamanda toplumumuzda Kemalizm'e büyük bir hayranlık vardır.

Türk milli devrimi sonrası oluşturulan cumhuriyet yönetiminden siyasal anlamda bir etkileşim vardır. Çünkü takkiye ve zaviyelerin kapatılması, halifeliğin kaldırılması toplumumuzda sempatiyle karşılanmıştır. Kemalizm'in Laiklik ilkesi bir güven olarak kabul görmektedir. Tarihi süreç içinde etnik kimlikten ziyade inanç kimlik ile kendini ifade etme ihtiyacı ön planda olmuştur. Bu anlamda toplumsal bilinç düzeyi mevcut üretim ilişkileri ile sınırlıdır.

Örgütlülük aşiret temelinde gelişirken ayni zamanda kendi içine dönük kabile kültürü egemen olmuştur. Mevcut siyasi sistemin hukuki işlerliği tartışılır. Çünkü toplum kendi içinde oluşturulan aşiret yapısı bu anlamda hukuki sorunların çözüm rolünü üstlenmiş. Fakat biz var olan bölgesel ve mevcut ekonomik siyasal yapılanmalardan bağımsız değiliz.

Genel anlamda kültür ve sosyal yaşantı Alevi- Bektaşi kültürü belirgin özellik taşır. Bunların başında cem gelir bir nevi zikir anlamındadır ve dede burada en önemli unsurdur. Cemde müzik önemlidir, dede deyişi Türkçe seslendirmektedir ve Türk kültürü burada önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat duada halk kendi dili olan zazacayı kullanır.

Ayni zamanda cem kendi işleyişi gereği görev paylaşımlarını gerektirir. Bir nevi hukuki bir sistem vardır. Hakikat, sırra erme, doğruluk ve ortak bölüşüm gibi temel insani değerler mevcuttur. Hz.Ali ve 12 İmam'ın Alevi ve Bektaşi kültüründe büyük yeri vardır. Sosyal ve kültürel gelişimin bir kısmı bu paralellikte şekillenir. Muharrem ayında 12 İmam Orucu tutulur ve bir ibadet şekli olarak yerine getirilir. Kendine özgü kuralları vardır.Su tüketimi azaltılır ,eğlenceye sınırlama gelir, hayvan kesimi yapılmaz (bir nevi yas tutulur). Burada temel inanç İmam Hüseyin ve ehlibeyti soyunun kerbelada şehit edilmesini anmaktır.

Fakat Alevi Bektaşi inancında farklı yapılanma oluşmaktadır ve kirvelik olgusu buraya dayanmaktadır. Kirvelik 12 İmamlar üzerine tutulur ve ikrar edilir. Ayni zamanda ikrar tutmak normal yaşam ilişkisinin bir üst aşaması biçiminde gelişir. Taraflar arasında evlilik yapılamaz ve kardeşlikten yana bir işleyiş vardır. Burada bir birine bağlı sosyolojik değerler ilişkisi mevcuttur. Bunlardan biri de Mısayıb (kan kardeşi) tutma. Temel işleyiş ne kadar Tanrı ile kul arası özellik taşıyorsa da kendi genelinde bir humanizim vardır. İki bireyin ayni bedene girmesi ve hakikate varma duygusu vardır. İyi ve kötü dönemlerde aynı duyguları paylaşmak insani değerlerin bir üst aşaması gibi yorumlanır.

Her yıl şubat ayına denk gelen Hızır kutlamaları vardır. Mısayıb olan bireyler ev ziyaret etme günü olarak bilinir. Ayni zamanda Hızır yoksullar, kimsesizler ,zorda kalanlar için kurtarıcı güç olarak anılır. Her yıl 3 gün oruç tutulur ve kurban kesilir. İnsanlık tarihinde her ne kadar tek tanrıya inanma duygusu var olsa da tanrı ve kul arası ilişki yani inanma duygusu farklı alanlarda sığınma ihtiyacını doğurur.

Bunlar farklı birer sosyolojik değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu inanç sistemine Hazır Baba olgusunu eklemek gerekir. Çünkü Hazır Baba ortak inanç duygusunun en önde gelenidir. Kötü zamanların kurtarıcı gücü olarak algılanır ve sosyal yaşamın gereksinimini karşılayan bir gerçek güç olarak görülür. Yılın 12 ayında dönemsel anlamda kurbanlar kesilir. Her yılın ağustos ayında geleneksel olarak ziyaret edilir.

Burada bir inanç kültürünün yaşam üzerindeki egemenliğinden bahsetmek yanılgı değildir. Alevi- Bektaşi inancı kendi içinde hak ,eşitlik, kardeşlilik, eşit bölüşüm gibi sosyal mesajlar barındırır Bunlar sol yapılanmanın söylemidir. Aynı şekilde gelişme ve yeniliklere açık cehaleti reddeden bir yapıya sahiptir.

Burada amacım Alevi inancını yüceltmek değil, varolan inanç sistemini kendi varlık koşulları içinde irdelemek. İslam dini kendi içinde farklı mezheplere ayrılıyor. Alevi Bektaşi İnancına göre 5 mezhep vardır. Bunlar Caferi ,Hanefilik, Şafilik Hanbeli ve Maliki.Aleviler Caferi mezhebine mensupturlar. Fakat diğer İslam i kesimler 5 mezhebi kabul etmemekteler. Onlara göre 4 mezhep vardır ve Caferi mezhebi 5.mezheptir.

Bazen farklı kesimlerde alay konusu olmaktadır. Ayrıca Şii inancını taşıyanlar Caferi Mezhebine mensupturlar. Bu inançlar sisteminde birbirine bağlılık ve parellik ilişkisi vardır.

Mart ayının 9'u çok önemli bir gün olarak anılır. Hz. Ali'nin doğum günü olarak bilinir ve Ali aşkına şerbet içilir, kurban kesilir, yemekler yapılır. Burada bir şahlanış, Aşk ve sevgi teması ön plandadır. Mart 7'nin (Hautemal) etnik kültüre dayalı bir özelliği vardır. Doğanın yeniden canlanış günü olarak algılanır. Mum yakılır ve temiz taşlar hazırlanır, yaşanılan evin çatısı etrafında tek sıra halinde dizilir.

Burada temel amaç dizilen taşların altına solucan ve benzeri canlıların oluşmasıdır. Bunun manası gelecekten zenginlik beklemektir. Genç kız ve erkekler birbirlerine su atarak aşk ilan ederler.Ayni zamanda bacaya su dökülür şeffaf ve temiz bir yaşam dileği teğmeni edilmektedir.

Etnik kültür yapımızın bir de kara Çarşamba (qereçarşeme ). Mart ayının ilk haftasında kutlanır. Burada doğanın canlanışı ve günahlarından arınma, yaşamı tazeleme teması işlenir. Kuşburnu ağacının toprağa bağlı kökünde parçalar alınarak su içinde kaynatılır ve çay gibi içilir. Burada doğaya bağlılık ilişkisi ön plana çıkar. Günahlardan arınma ilişkisi aynı şekilde kuşburnu ağacının dalları kesilerek bir çember şeklinde birbirine bağlanır ve oluşturulan çemberden aile fertleri sırayla kendi bedenlerini geçirirler. Bireyin kendisiyle hesaplaşması gibi insani bir değer ilişkisi ortaya çıkar. Fakat düşman ve zalimlerden korunmak için tedbir anlamında kuşburnu ağacının ince dallarına düğüm atılır ve gömülür.

Günün menusu geleneksel yemek olan haşıl (xaşil) dır. Su kaynatılır ve içine bulgur konur.Kaynayan bulgura un katılır ve piştikten sonra büyük tabağa konur. Tabağa alınan karışımın ortasına bir oyuk açılır ve yağ eklenir. Yemek yenilir. Oyuktaki yağ bittikten sonra oyuğa bu sefer sarımsaklı ayran konur. Bu şekilde yemeye devam edilir.

Pir ve Rayber olgusunun sosyal ilişkilerin gelişiminde önemli bir rolü vardır. Alevi-Bektaşi inancında Ehlibeyti soyundan gelen kabilelerin pir olduğuna inanılır. İmam Hüseyin Hacı Bektaşi Veli ,Se Nesemi vb. gibi büyük şahsiyetler pir olarak kabul edilir.

Yöresel anlamda farklı Kabilelerin de pir olarak varlığı mevcuttur (Kureşan, Baba Mansur vb.) Bunların dergah sahibi olduğu inancı esastır. Burada temel olgu Pir ve Talib (Mürit) ilişkisi en önemli değerdir. Pir yılın belirli dönemlerinde talibi ziyaret eder ,duası verilir ve cem tutulur. Fakat talib (mürit) pire kendi gücü oranında çıralıg (para) verir. Rayber ise pirin bir alt kurumudur ve işlevi daha azdır. Rayber Ehlibeyti soyundan gelme kuralı yoktur. Pir ve Rayber gibi olgular mevcut Toplumsal ve siyasal yapının kurumlarıdır.

Eğlence kültürümüze kalogagan (kalo gaxan) önemli bir değerdir. Kış mevsiminde bu eğlenceye ihtiyaç duyulur. Yaşlı bir dede ve eşi hazırlanılır. Fakat eşin görüntüsü genç insanı andıracak şekilde olmalı. Oyunun kuralına göre; yaşlı Dede eşini çevredeki saldırılardan korur ve kıskanır ev dolaşır para erzak gibi ürünleri toplar. Toplanan ürünler satılır ve elde edilen gelir ile bir eğlence düzenlenir.

Etnik kültürün ürünü olan Kalogagan (kologaxan) aslında sahne oyunu biçiminde geliştirilebilir. Çünkü her toplumun kendi iç dinamikleri ile oluşturduğu değerler vardır. Önemli olan bu değerleri geliştirip zenginleştirmek.

Giyim tarzı olarak şal ve şapık giyim şekli mevcut olmuştur. Fakat belirleyici bir özelliğe sahip değildir. Bayan giyim tarzında kofi (başa takılan şapka gibi yerel giysi) Milli giysi olarak adlandırmak doğru bir yaklaşımdır.

Bizim topluluk olarak yazılı bir edebiyat ve sanat etkinliğimiz var olmamıştır. Fakat söze dayalı bir etkinlikten bahsetmek sanırım yanılgı değildir. Örnek olarak masal ,kahramanlık destanları gibi kendi iç dinamikleri ile oluşan sanat özeliklerimiz vardır.

Şunu belirtmekte yarar vardır. Bu makalede temel amaç yorum yapmaktan ziyade olguları kendi varlık koşulları içinde irdelemek. Ekonomik gelişmişlik artı yaşam düzeyi eşittir kültürdür.

 

Alixan

2007

Son Güncelleme: Perşembe, 14 Ocak 2010 21:30