Ceylan tohuma duran bir çiçek gibiydi PDF Yazdır e-Posta
Türkan K. tarafından yazıldı.   
Perşembe, 01 Ekim 2009 09:37

Neredeyse yüz yıldır, Halkların kanı üzerine kurulan Türk devleti, felaketler, cinayetler, katliamlarla kan akıtıyor, Birilerini öldürterek, birilerini zorla göç ettirerek, birilerini kayb ederek, korkutarak sindirerek ve asimile ederek susturmaya çalışıyor. AKP de işte böylesine faşist, ırkçı bir zihniyetin bir kafanın sürdürücüsüdür. Bu kafa soykırımların, katliamların kafasıdır. Bu kafa halklara karşı imha ve asimilasyonun sürdürücüsüdür. Bunların bu zihniyeti bu toprakları kana, acıya boğmuş, boğmayada devam ediyor.

Bu ülkede ayrımcılık yüz yıldır var yüzyıldır sünniler, aleviler, Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, kuyruklu kürt, allahsız kızılbaş cimri yahudi gibi yakıştırmalarla ırkçılık bir devlet politikası olarak kurumsallaşmış. Bu ülkede, Ermeni, yâda Rum olmak bir küfür olarak kullanılmış. Ermeni kafasını kesen cennete gider denilmiş. Halklara karşı böylesine barbar, aşağılayıcı ön yargılı, saldırgan ve düşmanca yaklaşılmış. Bu ayrımcılık son yıllarda da devletin kurumları tarafından ihanet, bölücülük, terörist ve hayin gibi isimlerle sadece yer değiştirmiş. Ve sürekli ırkçılık yapılmış. Böylece bu ayrımcılık, kin ve nefret bu gün yapılan soykırımların, katliamların, linçlerin, işkencelerin büyük sermayesi edilmiş.

İlkokuldan başlayarak, Ne mutlu Türküm, bir Türk dünyaya bedeldir gibi ırkçı argumanlar geliştirilmiş.Her toprağın taşın, şehitlerin kanıyla kazanıldığını onun için her taşın ve toprağın kanla beraber hatırlanıp vatanseverlik yapmak gerektiği öretilmiş Ve böylece vatanseverlerin bu ülkeyi ötekinin kanıyla yıkayıp temizlemesi meşrulaştırılmış, Başka halklar aşağlanarak Türklük büyütülmüş bu günkü noktaya getirilmiş. Türk Devletinin kurumları çocuk, kadın, yaşlı, suçlu, suçsuz hiçbir ayrım yapmadan ötekileştirdiğini hiç çekinmeden katl ediyor. Bu faşist ırkçı kafa bu ülkenin yönetiminden alaşağı edilmeden, bu politikalar, soykırımlar, katliamlar, ırkçı saldırılar da bitmeyecektir.

Yine küçücük bir çocuk katl edildi. Yine bir çocuğun çocukluğunu, rüyalarını geleceğe dair düşlerini yok etiler. Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı bir köyde çocuk olmanın heyecanıyla, sevinciyle hayvanlarını otlatan 13 yaşındaki Ceylan Önkol bir tabur tarafından atılan havan mermisiyle paramparça edildi. İçinde uğur geçen her cümle katliamın gölgesini, ceylan geçen her cümle dilanların, mızginlerin katliamının gölgelerini taşıyorsa ve katiller yargılanmıyorsa, cinayetler aydınlanmıyorsa, bundan sonrada ceylanlar, uğurlar faşistlerin, ırkçı katliamların gölgesiyle ezileceklerdir.

Ceylanın Annesinin feryatları insanın yüreğini paramparça ediyordu.kızının paramparça edilen bedenini toplayıp peştemaline koymuştu. Onun için, o an birden yarılmıştı eylül, çatlamıştı gökyüzü. Yüreğini nefessiz bırakan derin bir acı sarmıştı.Çünkü Ceylan paramparça edilmişti. Çünkü Ceylan Annesini yoksulluğuyla bırakıp gitmişti. Çünkü Ceylan daha çok küçük,masum böylesine vahşice katl edilmeyi hak etmemişti. 

Ceylanın, bedenin üzerinde upuzun bir gökkuşağı vardı. Ceylan tohuma duran bir çiçek gibiydi. Üzerini mendıkın,kınkorun, anuxun dağların, kokusuyla örtmüşlerdi. Küçücük, kirlenmemiş elerine bir eylül şafağı işliyordu. Ceylan, henüz çok küçük ceylanlar gibi ürkek, masum saf  tertemiz bir çocuktu. Nasıl kıydınız?