Bütün dilsiz mekanlara emanet edilmiş öykülerimizi çığlıklarımızın koynuna bırakalım PDF Yazdır e-Posta
Türkan K. tarafından yazıldı.   
Perşembe, 25 Şubat 2010 09:09
Bir sekiz mart daha yaklaşıyor. Sistemin,8 Martın içeriğini boşaltma çabalarına rağmen,8 Mart kadınların erkek egemen sisteme ve kadınlara yönelik her türlü şiddete, kapitalist sömürüye karşı yürüttükleri bir mücadele günüdür. Sömürü, şiddet kadınların yaşamının her alanında maalesef hala çok güçlü ve çok yönlü mevcutken elbette kadınlar mücadeleyi bir günle sınırlandırmıyorlar,21. yüz yılda kadınlar önemli bir ivme kazanmış ve yeni yüzyılın kadın yüzyılı olma iddiasının sahibi olmuşlardır. Bu sene 8 Martın 100.yılı, dolayısıyla kadınlar her zamankinden daha coşkulu ve daha heyecanlıdırlar.

Önü kaybolmuş gibi gelen ve sonsuza kadar sürecekmiş hissini uyandıran bir şiddet sarmalına rağmen kadınların ayakta kalmış olmalarının sembolü beklide 8 Mart. Bu yüzden böyle bir günde din, kültür, gelenek ve görenek adına şiddete uğrayan ama evrenin dişi ruhu olmakta hala direnen, yaşamın her alanına sızdırılmış şiddeti yaşayan ama yaşama analık etmede ısrar eden, bedenlerini ateşe veren ve mücadele eden bütün kadınları selamlıyorum.                           

8 Mart bugün ve öncesindeki binlerce yılda yaşanılan bir kadın katliamından ibaret ve kadın tarihimizin ağırlıklı kısmı belki de. Yüzlerce kadının diri, diri yakılması yaşanan sömürüyü şiddeti daha görünür hale getirdi. Yükselen kadın hareketleri tarafından bu olay sembol seçilerek yaşamımızın her anına sinmiş şiddeti insanlığın gündemine daha örgütlü getirmeyi de ifade ediyor. Ve bütün kadınları çeken bir dokunaklığı, bir duygusallığı var.

8 Martın ilk tohumlarını Amerikalı kadınlar attı. Amerikanın New York kentinde 40 bin dokuma işçisinin, 16 saatlik işgününe, ağır çalışma koşullarına ve bunun karşılığında aldıkları düşük ücretlere karşı başlattıkları grevi polis engellemeye çalıştı ve fabrikayı ateşe verdi. Çıkan yangında 129 kadın haka alma mücadelesinde ölümüne direnerek yaşamlarını yitirdi.                                                       

1910 tarihinde Kopenhag ta toplanan uluslar arası sosyalist kadınlar konferansında komünist kadın önderlerinden Clara Zetkin in önerisiyle ölen kadın işçiler anısına 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü olarak kabul edildi.1977 de birleşmiş milletler aldığı bir kararla 8 Mart’ın dünya kadınlar günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.

Kadınlar içinde yaşadıkları erkek egemen kapitalist toplumda ekonomik,sosyal,siyasal pskolojik ve duygusal olarak çok çeşitli biçimlerde eziliyor, baskı altında tutuluyorlar. Kaderimiz anne karnına düştüğümüz andan itibaren belirleniyor. Ne yazık ki yaşamımızın her anında,  ya şiddetin mağduru ya da tanığı oluyoruz. Hikâyeleri hep bir birine benzeyen ve karışan, kan şiddetinde susan binlerce kadın.Bir zincirin halkaları gibi. Birine uygulanan şiddet başka kadınları boğuyor ve çıkan sesleri susturuyor. Tarihin sömürüsü, şiddeti üzerimize geliyor kadın hep susuyor bir acıyı yaşaya, yaşaya susuyor.

Baba elinin bir ahırda boğazına dayadığı soğuk bir bıçağın emriyle susturuluyor.

Kardeş elinin bir ormanda kafasına dayadığı sıcak bir mermiyle susturuluyor.

Kocasının eliyle diri, diri bir çukura gömülerek susturuluyor.

Canı acıdıkça susuyor ve öykülerini suskunluğun sesine saklıyor.

Suskunluğun uçurumlarında binlerce kadın.

O kadar çaresiz ki bilenmiş bıçağın soğuğuna karşı çığlıklarını ancak karanlığa burkabiliyor. 

Onlar susarken Saryanın dansı bir dağın yamacında arkadan vuran kalleşlerin pususuna düşüyor. Yarım kalmış bir dansın hüznü dolaşıyor Munzur da ve konaklayacak bir yer bulamıyor.  

Kadınların, erkek egemen şiddeti alt eden, direngen ve bedenlerine giren kurşunları utandıran öyküler de var.

Zilanın kahramanlığı, Klara Zetkinin mücadelesi, Gurbetin yüreği,  Songüllün cesareti, Beritanın aşkı, Hülyanın gülüşü.

Şimdi bu öyküleri elimize alalım ve şiddet kültürünü daha da güçlü yıkalım mücadelemize sarılarak mücadelemizi büyüterek karanlığa bırakılmış tüm seslere ve açık kalan gözlere ulaşalım. Şiddeti kader olmaktan çıkarma umudunu yüreklere nakşı edelim işleyelim. Bütün dilsiz mekânlara emanet edilmiş öykülerimizi çığlıklarımızın koynuna bırakalım. Karanlık ve susturulmuş kadınların yüreğini çocuk ruhunun aydınlığına taşıyalım.

Yaşasın 8 Mart'ın  100. yılında Kadınların Birlik Mücadele ve Dayanışması

 

’’Türkiye’deki kadın hareketleri, örgütleri bu sene 8 Martı tekel işçilerine armağan ettiler.Bende bir kadın olarak 8 Martın 100.yılını Gestemerde Online emekçilerine armağan ediyorum. Beni bir kadın olarak değil bir arkadaş olarak gördüğünüz için,Kadınların yaşam, özgürlük, umut, sevgi ve eşitlik sevdası, çocuklarının yaşayacağı bir ülkeyi mümkün kılacağı  umudumla..’’

 

 

Yorumlar 

 
#4 Berat 07-03-2010 10:56
Yüz yıllık hak ve eşitlik mücadelenizi destekliyorum.Dünya emekçi kadınlar gününüzü kutluyorum.
Alıntı
 
 
#3 wayîr 06-03-2010 21:53
Roja ceniya.ceniyane cihani perinere bimbarek bo.
Bicuyo 8. marti
Alıntı
 
 
#2 W.Gestemerde 06-03-2010 17:44
Serroja 100.
8 ê Martî roja cinîyanê kedkaranê cîhanî sere de kedkaranê Gestemerde û cinîyanê cîhanî re fîraz û bimbarek bo!
Alıntı
 
 
#1 Çeko 06-03-2010 15:23
Roja 8.Martî re cinîyanê kedkar û çîlekêşan fîraz û bimbarek bo!

Her bicuyo duştê zulm û zordarîye de qewxa cinîyan!
Her bicuyo 8.Martî!
Alıntı